Girişimcilik
ZORLA GÜZELLİK OLMAZ!
24 Temmuz 2026 · Enis Erdem Yurdatapan
Atasözlerimizi hep çok sevmişimdir. Günlük hayatımızda bize yol gösteren, içinde bulunduğumuz durumda zihnimizi berraklaştıran ve çoğu zaman da geçerliliğini koruyan çok güzel sözlerimiz var. “Zorla Güzellik Olmaz!” da favorilerimden bir tanesi. Peki girişimcilikle bu sözün ne bağlantısı var? Gelin hemen yanıtımı paylaşayım.
Atasözlerimizi hep çok sevmişimdir. Günlük hayatımızda bize yol gösteren, içinde bulunduğumuz durumda zihnimizi berraklaştıran ve çoğu zaman da geçerliliğini koruyan çok güzel sözlerimiz var. “Zorla Güzellik Olmaz!” da favorilerimden bir tanesi. Peki girişimcilikle bu sözün ne bağlantısı var? Gelin hemen yanıtımı paylaşayım.
Girişimcilik ekosisteminde aktif olarak yer almaya başladığımdan beri çoğunlukla hep küçük ekiplerle çalıştım. Hatta bazı işlerde kimsenin tam zamanlı olmadığı, herkesin part-time veya freelance olarak elinden geleni yapmaya çalıştığı durumlar da oldu. Genel hatlarıyla başarılı bir ekip arkadaşıydı diyebileceğim kişilerin tabii birçok ortak özelliği var. Fakat bu yazımda sadece bir tanesine ve onun detaylarına değineceğim. Çalışmaktan keyif aldığım ve birlikte önemli değer ürettiğim insanların hemen hemen hepsinde olan özellik ise şu: “İçten Yanmalı Olmaları”.
TDK’ımsı bir açıklamayla devam edelim, içten yanmalı kişiyi kısaca “Dış motivasyona ihtiyaç duymadan hareket eden, işi sahiplenen kişi” olarak tanımlayabiliriz. Bu tanımımı biraz daha açmak isterim, benim için içten yanmalı olmak ne demek?
1- Net Bir Görev Atanması Beklemeden İnisiyatif Almak:
“Şöyle bir ihtiyaç fark ettim ve üzerine çalışıp şöyle bir şey geliştirdim. Birlikte bakalım mı?” Hiçbir görev vermeden veya beklentim olmadan buna benzer yaklaşımları gerçekten çok seviyorum. Bence içten yanmalı olmanın ilk gerekliliği olabilir. Bir sorun farkedip inisiyatif alıp çözmeye çalışmak.
Bu konuda çok güzel bir hikayem var. Pandemide ilk girişimimi kurduğum zamanlar online bir part-time öğrenciler için ilan açmıştık. O dönem ekibimize katılanlardan biri de o yıllardan beri hep birlikte işler yaptığımız ve bugüne kadarki en iyi iş arkadaşlarımdan biri olan Ali Osman Büyükkarabacak'tı.
Ali Osman o dönem daha lise sondaydı ve üniversite sınavına girecekti. İş mülakatımızda biz birkaç şey sorduktan sonra, senin sorun var mı abicim dedik. O da sorum değil de ben bir şey yaptım göstermek istiyorum müsaadenizle dedi. Şaşırdım ben tabii 17 yaşında bir çocuktan böyle bir özgüven beklemezdim. Ali Osman bizim sosyal medyamızı inceleyip, bir projemizin tasarımlarını beğenmemiş ve kendince Photoshop’ta düzenleyip mülakatta bize gösterdi, böyle daha iyi olur diye. Benim için başka bir soruya gerek kalmadı zaten bunun üstüne. Bence bu çok örnek bir erken aşama girişim çalışan profili.
2- Aktif Bir Şey Yapmasa Bile İşi Sürekli Takip Etmek:
Bu konuda önem verdiğim ikinci başlık bu. Girişim yolculuğunda birçok insanla kol kola ilerliyoruz, bunların bazıları tam zamanlı, bazıları yarı zamanlı çalıştığımız bazıları ise sadece ara ara danıştığımız kişiler oluyor. Tabii bir yandan şu ciroya ulaşsak da şu kişiyi dahil etsek ne kadar güzel olur diye iç geçirdiğimiz de çok oluyor. Bu 3. kategorimde benim her zaman çok güzel adaylarım oluyor. İçlerinden en yakın olduklarım ise gerek özelden mesajlarla gerek sosyal medya etkileşimleriyle varlığını belli eden ve geleceğe yönelik bizimle umudunu diri tutanlar oluyor.
3- Kendi Çevresini Oyuna Dahil Etmek:
Bence içten yanmalı profiller için en büyük göstergelerden biri kendi yakın çevrelerini girişim özelinde ellerinden geldiğince aktif hale getirmek diye düşünüyorum. Bu benim için bir ciddiyet ve motivasyon göstergesi. Bununla birlikte tabii kendileri de bir risk de almış oluyor. Sonuçta bu dahiliyet bazen müşteri, bazen referans bazen daha maddi konularda olabiliyor. Çünkü günün sonunda en yakın çevremiz dahi olsa kimseden sınırsız destek isteme hakkımız olmuyor. Bu tarz destek talepleriyle bir nevi kredilerimizi kullanıyoruz. Sosyal kredisini girişim için kullanmak istemeyen biriyle iş odaklı yakın bir bağ kurmayı pek tercih etmiyorum.
4- Kendi Sınırları Çerçevesinde Risk Almak:
Şu kadar ciroya ulaşın şöyle bir iş yaparız. Şu kadar müşteriniz olsun ben de dahil olurum. Şu kadar takipçiye ulaşın sizin için şöyle yaparım … Bu liste uzar gider. İstisnai durumlarda gerçekten belli başlı rakamlar belirleyip dahiliyetini ona göre ayarlamak iyi bir fikir olabilir. Ama çoğunlukla da bana o kişinin “içten yanmalı” olmadığının bir göstergesi gibi geliyor. Tabii ki herkesin risk algısı aynı olmayabilir. O an aldığı düzenli maaş tatlı geliyor olabilir. Risk alarak mevcut hayat düzenini bozmak istemiyor olabilir. Bu gibi durumlara saygı duyuyorum.
Fakat, sevgili Mumin Sekman hocanın bu konuyla bağlantılı çok sevdiğim bir anlatımı var: “İnsanlar temel olarak Rağmenciler ve Saydıcılar olarak ikiye ayrılır, bazı insanlar … ‘ya rağmen yapar, bazıları ise …. saydı yapardım deyip hiçbir zaman gerçekleşmeyecek boş beklentiler üzerinden dönüp dururlar.”
Ekonomik zorluğa RAĞMEN, tam oturmayan iş modeline RAĞMEN, iş önemli riskler barındırmasına RAĞMEN bu yola baş koyanlar gerçekten içten yanmalı oluyor ve girişimcilik dünyasında fark yaratıyor.
Bu 4 davranış kalıbının üstüne daha eklemeler yapabilirim tabii ki ana fikri fazlasıyla verdiğimi düşünüyorum. Özetle girişimciliğe inanan, çalışmalarıyla fark yaratmak isteyen, özverili, dedike, çevresini harekete geçiren ve sınırları çerçevesinde risk alan insanlar bu dünyaya ait ve fark yaratıyor.
Bugüne kadar farklı girişimlerde birçok insanla çalıştım. Bu yazının sonunda şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki ZORLA GÜZELLİK OLMAZ!