Girişimcilik
Network’ünüz Ne Kadar Farklı?
31 Ağustos 2026 · Ömer Aydın
Geçen hafta network konusuna “Bazen Tek Bir Bağlantı Yetiyor” diyerek başlamıştım. Üniversiteden bir arkadaşım sayesinde daha önce hiç temasım olmayan büyük bir kurumun akademi ekibiyle tanışmamı ve bu görüşmenin nasıl yeni bir iş birliği ihtimaline dönüştüğünü anlatmıştım. O yazıda daha seyrek görüştüğümüz insanların bizi hiç bilmediğimiz çevrelere bağlayabildiğinden bahsettim. Bu hafta ise biraz başka bir soru üzerinden devam etmek istiyorum:
Geçen hafta network konusuna “Bazen Tek Bir Bağlantı Yetiyor” diyerek başlamıştım. Üniversiteden bir arkadaşım sayesinde daha önce hiç temasım olmayan büyük bir kurumun akademi ekibiyle tanışmamı ve bu görüşmenin nasıl yeni bir iş birliği ihtimaline dönüştüğünü anlatmıştım.
O yazıda daha seyrek görüştüğümüz insanların bizi hiç bilmediğimiz çevrelere bağlayabildiğinden bahsettim.
Bu hafta ise biraz başka bir soru üzerinden devam etmek istiyorum:
Network’ünüz büyük olabilir. Peki ne kadar farklı?
Çünkü özellikle girişimcilik ekosisteminde network çok hızlı büyüyebiliyor. Etkinliklere gidiyorsunuz, farklı programlara katılıyorsunuz, yatırımcılarla, girişimcilerle, mentorlarla tanışıyorsunuz. Bir süre sonra gerçekten çok fazla insan tanıyor hale geliyorsunuz.
Ama burada küçük bir problem var.
Bazen tanıdığınız insan sayısı artarken, içinde bulunduğunuz çevre aslında hiç değişmiyor.
Aynı etkinliklere giden, aynı insanları tanıyan, aynı kaynakları takip eden ve benzer konular üzerine çalışan insanlarla sürekli görüşüyorsanız network’ünüz büyüyor olabilir ama eriştiğiniz bilgi çok fazla çeşitlenmiyor.
Ronald Burt’un network araştırmalarında kullandığı “structural holes” yaklaşımı bu konuyu oldukça iyi açıklıyor. Çok basit haliyle Burt şunu söylüyor:
Birbirinden farklı ve çok fazla temas etmeyen grupların arasında bağlantı kurabilen kişiler, daha farklı bilgilere ulaşabiliyor ve bu bilgileri birbirleriyle birleştirebiliyor.
Girişimcilik açısından baktığımda bunun karşılığı bence oldukça net.
Sadece girişimcilerle konuşmak yetmiyor. Müşterilerle, farklı sektörlerden profesyonellerle, büyük kurumlarda çalışan insanlarla, teknoloji uzmanlarıyla, akademisyenlerle, yatırımcılarla ve bazen yaptığınız işle hiçbir ilgisi olmayan insanlarla da temas etmek gerekiyor.
Çünkü bazen başka bir sektörde yıllardır kullanılan sıradan bir uygulama sizin için yeni bir iş fikrine dönüşebiliyor. Bir teknoloji uzmanıyla yaptığınız sohbet, haftalardır düşündüğünüz bir probleme başka bir çözüm gösterebiliyor. Müşteri tarafında çalışan biri, masa başında hiç görmediğiniz bir problemi size yarım saatte anlatabiliyor.
İnovasyonun önemli bir kısmı da zaten burada ortaya çıkıyor. Tamamen sıfırdan bir şey bulmaktan çok, farklı yerlerdeki bilgileri bir araya getirerek yeni bir değer üretmeye çalışıyoruz.
Bu yüzden network oluştururken yalnızca “daha fazla insan tanımalıyım” diye düşünmek bana artık çok yeterli gelmiyor.
Belki şu soruyu sormak daha anlamlı:
Benim çevremde, dünyaya benden farklı yerlerden bakan yeterince insan var mı?
Son dönemde yaptığınız görüşmeleri düşünün. Hep aynı sektördeki insanlarla mı konuşuyorsunuz? Hep sizinle benzer görevlerde çalışan kişilerle mi görüşüyorsunuz? Her etkinlikte aynı insanlarla mı karşılaşıyorsunuz?
Yoksa sizi farklı sektörlere, farklı uzmanlıklara ve farklı düşünme biçimlerine taşıyan ilişkileriniz de var mı?
Geçen hafta tek bir bağlantının yeni bir dünyanın kapısını açabileceğini konuşmuştuk. Bence ikinci adım, network’ümüzün bizi kaç farklı dünyaya bağladığına bakmak.
Çünkü bazen ihtiyacımız olan yeni bir bağlantı değil, mevcut çevremizin dışından gelecek yeni bir bakış açısı.
Network konusuna haftaya devam edeceğim. Bu kez yeni insanlarla tanışmaktan değil, yıllardır görüşmediğimiz eski bağlantılardan konuşacağız. Çünkü bazı eski ilişkiler düşündüğümüzden çok daha fazla yeni bilgi taşıyor olabilir.