Kurum İçi Girişimcilik İçin Alan Açmak

Girişimcilik

Kurum İçi Girişimcilik İçin Alan Açmak

7 Eylül 2026 · Ömer Aydın

Uzun yıllardır farklı kurumlarda kurum içi girişimcilik programları tasarlıyor, ekiplerle birlikte yeni değer yaratma yöntemlerini keşfedebileceğimiz çalışma ortamları oluşturmaya çalışıyorum. Bu süreçte edindiğim deneyimler, programların başarısının iyi fikirlerle başlamaktan çok, doğru yetkinliklere sahip insanların bir araya gelmesine bağlı olduğunu gösterdi.

Uzun yıllardır farklı kurumlarda kurum içi girişimcilik programları tasarlıyor, ekiplerle birlikte yeni değer yaratma yöntemlerini keşfedebileceğimiz çalışma ortamları oluşturmaya çalışıyorum. Bu süreçte edindiğim deneyimler, programların başarısının iyi fikirlerle başlamaktan çok, doğru yetkinliklere sahip insanların bir araya gelmesine bağlı olduğunu gösterdi. Sonrasında ise bu insanların gerçekten çalışabileceği, deneyebileceği ve öğrenebileceği bir alan yaratmak gerekiyor.

Bu nedenle kurum içi girişimcilikte gönüllülüğü çok önemsiyorum. Programa gerçekten katılmak isteyen, merak eden, öğrenmeye açık ve sorumluluk almaya hazır insanlarla çalışmak büyük fark yaratıyor. Çünkü süreç ilerledikçe ilk gün ortaya atılan fikrin önemi azalıyor. Müşteriyle konuştukça problem değişebiliyor. Yeni ihtiyaçlar ortaya çıkabiliyor. İlk çözüm tamamen rafa kalkabiliyor. Bence zaten olması gereken de bu. Kurum içi girişimcilikte amaç iyi fikirleri bulmak değil. Doğru ihtiyaçları ve çözülmeye değer problemleri keşfetmek. Doğru problem alanına giren iyi bir ekip, fırsatı zaman içinde zaten geliştirebilir.

Ama istekli insanları bulmak yeterli değil. Kurumun da bu insanlara alan açması gerekiyor. Katılımcının mevcut işi, toplantıları ve hedefleri aynı yoğunlukta devam ederken bir yandan müşterilerle görüşmesini, araştırma yapmasını ve yeni çözümler geliştirmesini beklemek kolay değil. Burada yöneticilerin rolü önemli. Takıma zaman vermek, doğru kişilere ulaşmasını kolaylaştırmak ve küçük denemeler yapabilmeleri için önlerindeki engelleri azaltmak gerekiyor. İnsanların yaptıkları çalışmada ilerleme görebilmesi de önemli. Çünkü bir ekip haftalar boyunca yalnızca eğitim dinliyor ama sahada hiçbir şey deneyemiyorsa motivasyonu korumak giderek zorlaşıyor.

Alan açmak sadece zaman vermek de değil. Ekiplerin hata yapmasına, bazı varsayımlarının yanlış çıkmasına ve gerektiğinde fikirlerinden vazgeçmesine de izin vermek gerekiyor. Her deney olumlu sonuç vermeyecek. Her proje Demo Day sonrasında devam etmeyecek. Bence zaten sağlıklı olan da bu. Eğer ekipler her hafta yalnızca iyi haber vermek zorunda hissederse bir süre sonra öğrenmeye değil, fikrini savunmaya başlıyor.

Oysa “Bu problem düşündüğümüz kadar önemli değilmiş” ya da “Yanlış müşteri grubuna odaklanmışız” diyebilmek de önemli bir çıktı. Büyük bir yatırım yaptıktan sonra öğrenilecek bir şeyi birkaç haftada öğrenmek kurum açısından ciddi bir kazanım.

Bence kurum içi girişimciliğin kültüre etkisi de burada başlıyor. Programa gönüllü olarak katılan çalışanlar gerçek müşterilerle konuşuyor, problemleri araştırıyor, farklı disiplinlerden insanlarla birlikte çalışıyor ve fikirlerini test ediyor. Sonra bu insanlar kendi ekiplerine geri dönüyor. Bir problemle karşılaştıklarında hemen çözüme atlamak yerine önce ihtiyacı anlamaya çalışıyorlar. Güçlü bir görüş duyduklarında bunu nasıl test edebileceklerini düşünüyorlar. Büyük bir proje başlatmadan önce daha küçük bir deneme yapmayı öneriyorlar.

Kurum içi girişimcilik kültürü bana göre tek bir programla oluşmuyor. Bu çalışma biçimini gerçekten deneyimleyen insanların kurumun farklı noktalarına yayılmasıyla gelişiyor.

“Belirsizlikler içinde belirginleşme yolculuğuna hoş geldiniz”

diyeceğimiz nice kurum içi girişimcilik programlarına…