Girişimcilik
Hizalanamadıklarımızdan Mısınız?
7 Ağustos 2026 · Enis Erdem Yurdatapan
Erken aşama girişim ekiplerinin en büyük sorunlarından biri kesinlikle hizalanamamak. Kurucu başka bir şey söylüyor. Küçük ortak konuya bambaşka bir yerden bakarken, ekibe yeni katılan üye duruma adapte olmaya çalışıp dengeli bir çalışma modeli oturtmaya çalışıyor.
Hizalanmak: Bir nesnenin, kişinin veya sistemin belli bir düzene, çizgiye veya doğrultuya girmesi, hizaya gelmesi.
Erken aşama girişim ekiplerinin en büyük sorunlarından biri kesinlikle hizalanamamak. Kurucu başka bir şey söylüyor. Küçük ortak konuya bambaşka bir yerden bakarken, ekibe yeni katılan üye duruma adapte olmaya çalışıp dengeli bir çalışma modeli oturtmaya çalışıyor.
Bu girişim istediği ve hak ettiğini düşündüğü başarıları elde edemediğinde ise fatura genellikle hizalanamamaya kesilmiyor. Zaten hali hazırda herkes için geçerli olabilecek ekonomi vs. gibi bahaneler popülerliğini korurken, sorunun çözümü yanlış adreslerde aranıyor. Peki, genel bir düşündüğümüzde o kadar da matah bir şeye benzemeyen “hizalanmak” ve bu durumu “sürekli kılmak” neden bu kadar zor? Gelin bazı sebeplere birlikte göz atalım:
1-Finansal Mutluluk Olmaması
24 Nisan’da paylaştığım “Satış Her Şeyin İlacıdır.” yazımda bahsetmiştim. Girişimcilikte satış gerçekten hemen hemen her şeyin ilacı. Tüm ekip ticari olarak hem kendi hem de şirket için potansiyel görüyorsa, ve bu potansiyele ulaşmanın sinyalleri gelmeye başladıysa hizalanmak da bir o kadar kolay oluyor. Sosyal fayda, sosyal etki, sorumluluk vs. bunların hepsi önemli kavramlar. İnsanı manevi olarak zorlu girişimcilik yolculuğunda diri tutan ve anlam bulma ihtiyacını karşılayan şeyler. Fakat, finansal taraf stabil değilse, öbür taraftaki etmenler ilk başta mutluluk verse de bir süre sonra anlamını giderek kaybediyor. Bu anlam kaybı da hizalanma problemini tetiklemeye başlıyor bile.
2-Ürün-Pazar Uyumunun Tam Olarak Oturmaması
Ürün-Pazar Uyumu (Product-Market Fit) en sevdiğim sihirli kelimelerden bir tanesi. Herkes tarafından duyulan, bilindiği sanılan, ulaşıldığı ön görülen ama çoğunlukla yakınına bile yaklaşılamayan o derya deniz süreç.
Ürün-Pazar Uyumunu en basit tabirle hedef kitlemize sunduğumuz değer önerisinin pazarda çok net bir şekilde karşılığının olması olarak tanımlayabiliriz. Buraya ulaşmak gerçekten hiç kolay değil. Atalarımız zamanında söylemiş: Evdeki hesap çarşıya uymaz. Bu tabir genelde maddi konulardaki hesaptan bahsediyor ama buraya da çok uygun bence.
Tüm ekip üyeleri tarafından Ürün-Pazar Uyumu net olarak hissedildiğinde, yani ne sunduğumuz, müşteri tarafından neyin benimsendiği, neyin pazarda fark yarattığı ve sürdürülebilir olacağı içselleştirildiğinde, hizalı bir şekilde çalışmaya devam etmek oldukça kolay. Ama bu durum net değilse, tüm üyeler farklı bir ürün/hizmetin daha iyi çalışacağı fikriyle yanıp tutuşuyor olabilir. Deneme-yanılma sürecine ve sorunlarla mücadeleye devam …
3-Aynı Noktaya Ateş Edilememesi
3.madde 2.maddenin en sonunda bahsettiğim konuyla direkt olarak bağlantılı. Ürün-Pazar Uyumu oturmadığında ve ekip birbiriyle hizalı olmadığında, herkes başka hedef peşinde koşar. Bir kişi yeni ürün/hizmet üzerine kafa yormakla meşgul olurken, bir başka kişi diğerinin inancı olmayan bir hizmeti satmaya çalışmakla cebelleşebiliyor.
Bu tarz çalışmaların nereye gittiğini hepiniz tahmin edersiniz? Her iki taraf da birbirlerini kendi çalışmalarını yeterince önemsemediği konusunda eleştiriyor. Biri önemli bir yol kat ettiğinde, diğeri o sıralar yeterince önemsemediği için kararsızlıklar yaşanıyor. Çünkü, projeyi geliştiren kişi tek başına karar vermek istemiyor. Birlikte hareket etmek istiyor. Bir anda hiçbir sonuca dönmeyen bir sarmalın içerisinde kendilerini buluyor. Aynı bu paragrafın tam olarak net olmaması ve sarmalda kalması gibi …
4-Yeterince Başarılı Hissedilmemesi
İlk 3 maddede bahsettiğim konular birbirinin de içine geçen problem halkaları olarak zamanla daha da kompleks bir hal alıyor. Günler birbirini kovalıyor. Çok daha büyük hayallerle başlayan yolculukta, istenilen başarılar bir türlü gelmiyor. Herkes potansiyelin epey gerisinde olduğunun farkında, kendilerince çözüm yöntemleri ve geleceğe yönelik inançları var. Fakat, burada da tam olarak “hizalı” değiller.
Bu durum özellikle kariyer olarak belli bir seviyenin üzerinde kurucu ortakları olan girişim ekiplerinde daha sık yaşanıyor. O güne kadarki hayatlarında başarısızlığı o kadar az yaşamışlar ki yeterince başarılı hissetmemeyi başka girişimcilere göre daha derinden hissediyorlar. Bu hissiyatla mücadele etmek kendi başına bir iş haline geliyor.
Peki Çözüm Ne? Sorunu Az Çok Anladık da Ne Yapılması Lazım?
Hizalanma problemini çözmeye öncelikle ana hedefleri ortak kararla netleştirip, bu hedefe ulaşmaya çalışırken karşılıklı beklentilerin tüm paydaşlar tarafından benimsenmesiyle başlamalı. Ve bu hizalanma durumu, ihtiyaç duyuldukça belirli periyotlarla tekrarlanmalı. Bu son cümlenin altını çizmek istiyorum, çünkü 1 kere anlaşmış olmak, sürekli aynı anlaşmanın geçerli olacağı anlamına gelmemeli. Çok değişken bir dünyada ve toplumda yaşıyoruz.
O nedenle girişim ekipleri kendilerine şu soruyu ara ara sormalılar: “Gerçekten hepimiz aynı noktada mıyız?”
Bence bu hizalanma sözlü de olmamalı, yazılı olmalı. Herkes net bir şekilde yazıp, okuyup, tartışıp bu durumu benimsemeli. Aksi takdirde yine üstteki 4 maddeden birine yakalanma ihtimali daha da artıyor.
Genel olarak “Hizalanma Mevzusunun” gereğinden daha az önemsendiğini düşünüyorum. Bu yazıyla birlikte bir giriş yapmış oldum fakat önümüzdeki haftalarda biraz daha detaylı bir içerik daha hazırlamayı düşünüyorum. En azından paydaşlarınızla tartışmanız için ufak bir giriş yapmış olduk.
YOKSA SİZ DE HİZALANAMAYANLARDAN MISINIZ?