Photo by Thomas Franke on Unsplash

Girişimcilik

Dinlenemeyen Girişimciler Derneği

17 Temmuz 2026 · Enis Erdem Yurdatapan

Şöyle 1-2 gün kafa dinleyeyim, işlerden uzaklaşayım, zaten havalar da çok sıcak, bunaldım diyen girişimci dostlarım burada mı? Biraz olsun dinlenmek için yaptığınız planları gerçekten uygulayabiliyor musunuz? Yoksa siz de Dinlenemeyen Girişimciler Derneği’ne mi mensupsunuz?

Şöyle 1-2 gün kafa dinleyeyim, işlerden uzaklaşayım, zaten havalar da çok sıcak, bunaldım diyen girişimci dostlarım burada mı?

Biraz olsun dinlenmek için yaptığınız planları gerçekten uygulayabiliyor musunuz? Yoksa siz de Dinlenemeyen Girişimciler Derneği’ne mi mensupsunuz?

“Girişimci uyumaz, dinlenmez, çalışır. Dizi veya film izleyen girişimciden de...”

Merak etmeyin, yazıyı buraya bağlamayacağım. :)

Dün Anbean’ın kurucusu Kadir Aydın’ın “CHRO’nun Bir Günü” podcastinden iki bölüm dinledim. Bölümlerden birinde Kadir, 10 yıllık girişimcilik deneyiminden bir kesit paylaştı. Son birkaç yıldır biraz daha dengeli olabildiğini ancak özellikle şirketi ilk kurduğu yıllarda, girişimin temelini sağlamlaştırmak için oldukça yoğun çalıştığını anlattı. Aslında bu örnek, bugünkü yazımın temasına da oldukça uygun.

Girişimcilik, doğası gereği denge kurmanın çok kolay olduğu bir alan değil. Bazen hiç ummadığımız aksaklıklar arka arkaya gelebilir, hedeflerimizin dışına çıkabilir veya sosyal hayattan tamamen uzaklaşabiliriz. Bunların hiç yaşanmayacağını söyleyemem.

Ancak Kadir’in örneğindeki gibi, gelecek yıllar için sağlam bir temel oluşturmak veya ileride önemli bir etki yaratacak bir işi tamamlamak adına dengeyi geçici olarak bozmak bazen anlamlı olabilir.

Yapılan işin bu ölçüde kritik olmadığı dönemlerde ise dinlenmeden ve dengesiz bir tempoda çalışmak, avantajdan çok dezavantaj getiriyor. Hatta tükenmişliğe doğrudan davetiye çıkarıyor.

Ben de yaklaşık 10 yıldır bir şekilde girişimcilikle bağlantılı işler yapıyorum. Dönem dönem, girişimcilik literatüründe “Beast Mode”, yani “Yaratık Modu” olarak adlandırılan çalışma düzenine girdiğim oldu. Bu, normalin çok üzerinde bir çalışma temposu anlamına geliyor.

Fakat geriye dönüp baktığımda, dinlenemediğim günlerin yüzde kaçının gerçekten gerekli olduğundan emin değilim.

Son bir yıldır daha dengeli çalışıyorum. Bazen birkaç gün boyunca kafayı tamamen sıfırlamanın ciddi faydasını gördüm. Sıfırlamaktan kastım, gerçekten çalışmayı bırakmak. Ancak girişimcilerin “dinleniyorum” deyip arada e-postalarını kontrol ettiği türden bir dinlenmeden bahsetmiyorum.

Tabii ortağınız varsa bunu yapmak daha kolay olabilir. Tek başına çalışan bir girişimciyseniz, bu söylediğim biraz daha zorlaşabilir.

Bu konuyla ilgili beğendiğim bir diğer yaklaşım ise “Input-Output” dengesi üzerine.

“Input”u beslendiğimiz bilgi, deneyim ve içerikler; “output”u ise ürettiklerimiz ve paylaştıklarımız olarak düşünebiliriz. Bazen input tarafını fazlasıyla göz ardı edebiliyoruz.

Bu nedenle ben bazı günler hiç çalışmayıp sadece kendi alanımla ilgili videolar ve içerikler izleyebiliyorum. Buna bir tür aktif dinlenme de diyebiliriz. Girdi ve çıktı dengesini doğru kurmanın ciddi faydasını göreceğinizi düşünüyorum.

Dinlenemeyen Girişimciler Derneği’ne mensup sevgili girişimci dostum, bugünkü yazım senin içindi.

İşler bir şekilde yetişir. Enerjini, dikkatini ve kendini dikkatli kullan. :)