Bir cilt bakım markası neden yumurta satar?

Ürün

Bir cilt bakım markası neden yumurta satar?

8 Temmuz 2026 · Çağlayan Çetin

Cilt bakım dünyasında şeffaf içerikleri, bilim odaklı yaklaşımı ve erişilebilir fiyat politikasıyla tanınan The Ordinary, dikkat çekici bir marka iletişimi örneği ortaya koydu. Marka, New York’ta yaşanan yumurta fiyatı krizi sırasında mağazalarında uygun fiyatlı yumurta satışı gerçekleştirerek gerçekleştirerek geniş yankı uyandırdı. Bir cilt bakım markasının raflarına yumurta koyması ilk anda şaşırtıcı gelebilir. Ancak bu kampanyanın asıl amacı ürün kategorisini genişletmek değil, markanın yıl

Cilt bakım dünyasında şeffaf içerikleri, bilim odaklı yaklaşımı ve erişilebilir fiyat politikasıyla tanınan The Ordinary, dikkat çekici bir marka iletişimi örneği ortaya koydu.

Marka, New York’ta yaşanan yumurta fiyatı krizi sırasında mağazalarında uygun fiyatlı yumurta satışı gerçekleştirerek gerçekleştirerek geniş yankı uyandırdı.

Bir cilt bakım markasının raflarına yumurta koyması ilk anda şaşırtıcı gelebilir. Ancak bu kampanyanın asıl amacı ürün kategorisini genişletmek değil, markanın yıllardır savunduğu temel değeri gerçek hayata taşımaktı: Kaliteli ürünlere erişim herkesin hakkıdır.

The Ordinary, artan yaşam maliyetlerinin tüketiciler üzerindeki etkisini gördü ve bu gündeme kendi marka diliyle dahil olmayı seçti. Satılan şey yumurta olsa da verilen mesaj çok daha büyüktü:

“Biz sadece cilt bakım ürünleri satan bir marka değiliz. İnsanların günlük hayatında karşılaştıkları sorunları görüyor ve onların tarafında duruyoruz.”

Tüketiciler artık sadece ürün değil; kendilerini anlayan ve hayatlarına dokunan markalar arıyor.

The Ordinary’nin başarısı da tam olarak burada yatıyor. Kampanya, tüketicilerin yaşadığı ekonomik baskıyı görünür kılarken markanın “erişilebilirlik” vaadini reklam sloganı olmaktan çıkarıp somut bir davranışa dönüştürdü.

Güçlü markalar bazen kendi kategorilerinin dışına çıkar.

Ancak bunu dikkat çekmek için değil, değerlerini göstermek için yaparlar.

Çünkü tüketiciler bir markanın ne sattığını unutabilir; fakat neyi savunduğunu kolay kolay unutmaz.

Mesela bu kampanyayı Türkiye’den markalar yapsaydı nasıl olabilirdi?

Migros: “Mahallenin Temel Sepeti”

Enflasyonun yoğun hissedildiği dönemlerde Migros, belirli mağazalarında temel gıda ürünlerinden oluşan sınırlı bir sepeti maliyetine satışa sunabilir.

“Uygun fiyat kampanya değil, toplumsal sorumluluktur.”

Kahve Dünyası: “Eski Fiyat Günü”

Artan kahve fiyatlarına dikkat çekmek için belirli bir gün veya saat aralığında kahveleri birkaç yıl önceki fiyatlardan sunabilir.

“Bazı alışkanlıklar lüks olmamalı.”

Getir: “Dakikalar Değil, İhtiyaçlar Önemli”

Getir, belirli temel ihtiyaç ürünlerinde teslimat ücretini kaldırarak erişilebilirlik odağını somutlaştırabilir.

“İhtiyaçlara erişim kolay olmalı.”

Bu örneklerin ortak noktası, satıştan çok marka değerlerini görünür hale getirmeleri olurdu.

The Ordinary’nin yumurta satışı aslında yumurtayla ilgili değildi.

Bu çalışma; marka değerlerinin kriz anlarında nasıl somutlaştırılabileceğini, tüketici empatisinin nasıl görünür hale getirilebileceğini ve markaların yalnızca ürün değil, duruş da satabildiğini gösteren başarılı bir örnekti.

Çünkü günün sonunda tüketiciler, markaların ne sattığını değil; zor zamanlarda kimin yanlarında durduğunu hatırlıyor.


Yeni fırsatları keşfetmek ve birlikte değer yaratmak isterseniz info@experinn.com mail adresim üzerinden her zaman iletişime geçebilirsiniz.

Experinn - Sosyal Medya Kanallarımız:

LinkedIn Hesabımız: https://www.linkedin.com/company/experinn/

Instagram Hesabımız: https://www.instagram.com/experinn