Girişimcilik
Bazen Tek Bir Bağlantı Yetiyor.
24 Ağustos 2026 · Ömer Aydın
Yakın çevremiz genellikle bizimle aynı insanları tanıyor, benzer bilgi kaynaklarına erişiyor ve benzer dünyalarda hareket ediyor. Daha seyrek görüştüğümüz eski bir iş arkadaşı, üniversite arkadaşımız veya başka bir sektörden tanıdığımız ise bizi tamamen farklı bir çevreye bağlayabiliyor.
Geçtiğimiz günlerde üniversiteden bir arkadaşım sayesinde büyük bir kurumun akademi ekibiyle tanışma fırsatı buldum. Hızlıca bir görüşme ayarladık, bir araya geldik ve daha ilk toplantıda çalışma şeklimizin, yaklaşımımızın ve beklentilerimizin oldukça uyumlu olduğunu gördük.
Şimdi birlikte bazı iş birliği denemelerine başlayacağız. Belki birkaç küçük çalışma yapıp orada kalacağız, belki de bu görüşme uzun soluklu bir iş birliğinin başlangıcı olacak. Henüz bilmiyorum.
Ama bu görüşmeden sonra tekrar düşündüğüm bir konu var: Network bazen doğrudan iş getirmekten çok, normalde ulaşamayacağınız bir dünyaya giriş yapmanızı sağlıyor.
Üniversiteden arkadaşım bugün Experinn’in müşterisi değil. Belki hiçbir zaman olmayacak. Ama yıllar önce oluşmuş bir ilişki sayesinde bugün hiç tanımadığım bir kurumun akademi ekibiyle aynı masaya oturabildim.
Network araştırmalarında bunun karşılığı aslında uzun zamandır var. Mark Granovetter’ın meşhur “weak ties”, yani zayıf bağlar yaklaşımı, fırsatların önemli bir bölümünün en yakın çevremizden değil, daha seyrek görüştüğümüz insanlardan gelebileceğini anlatıyor.
Mantığı da oldukça basit. Yakın çevremiz genellikle bizimle aynı insanları tanıyor, benzer bilgi kaynaklarına erişiyor ve benzer dünyalarda hareket ediyor. Daha seyrek görüştüğümüz eski bir iş arkadaşı, üniversite arkadaşımız veya başka bir sektörden tanıdığımız ise bizi tamamen farklı bir çevreye bağlayabiliyor.
Girişimcilikte bunun karşılığı çok değerli. Çünkü bugün bir müşteriye, yarın iyi bir ekip arkadaşına, başka bir gün yatırımcıya veya hiç bilmediğiniz bir iş birliği fırsatına ulaşmanız bazen tek bir bağlantıyla mümkün olabiliyor.
Burada benim için önemli olan nokta şu: Network’ü yalnızca “kim bana iş getirir?” diye düşünmemek gerekiyor.
Bazen yıllardır görüşmediğiniz biri sizi doğru kişiye bağlar. Bazen yaptığınız bir tanıştırma aylar sonra başka bir fırsat olarak geri döner. Bazen de tek bir görüşme, hiç planlamadığınız yeni bir çalışma alanının kapısını açar.
Tabii kapının açılması işin bittiği anlamına gelmiyor. Biz de şimdi o kurumla önce küçük denemeler yapacağız, birlikte çalışma şeklimizin gerçekten karşılık bulup bulmadığını göreceğiz. Sonrası oradan çıkacak öğrenimlere bağlı.
Ama o ilk kapının açılmasını sağlayan şey yıllar önce kurulmuş bir ilişkiydi.
Belki network meselesine buradan başlamak gerekiyor.
Bugün sahip olduğunuz ilişkilerin sizi hangi yeni insanlara ve hangi yeni dünyalara bağlayabileceğini gerçekten biliyor musunuz?
Bu hafta burada bırakalım. Önümüzdeki haftalarda network konusuna biraz daha devam edeceğim; farklı çevrelerden insanlarla ilişki kurmanın neden önemli olduğunu, eski ilişkilerin nasıl yeniden değer yaratabildiğini ve güçlü bir network’ün nasıl yönetilebileceğini ayrı ayrı ele alalım.